Insani dayanisma ile yasam
Roland Verdon. 30 yili askindir Avrupa’dan Mogolistan’a kadar birçok ülkede meshur Ipek Yolu’nu dolasarak evrensel bir projenin temsilciligini yapiyor. Onun yolculugunda kullandigi isim ise Deveci Goran. Seyyahligini deve sirtinda, yine deveye bagli olan bir kamp römorkuyla gerçeklestiriyor. Ipek Yolu seferinde ona esek, keçi, köpek, hindi ve tavuktan olusan bir kafile eslik etmekte. Italyan asilli. Kendisiyle ilgili konusmayi pek sevmeyen Goran, daha çok dahil oldugu projeden bahsetmekten hoslaniyor. Italya'da kurulan Gitta Ohan tiyatro grubunun bir üyesi oldugunu belirten seyyahimiz, bu grubun 20 ülkede çok sayida temsilcisi oldugunu aktararak, “Herhangi bir sponsorumuz yok. Gitttigimiz ülkelerde 'insani dayanisma' ile yasamimizi devam ettiriyoruz” diyor.
Åzehrimize geçtigimiz günlerde gelen Deveci Goran, sehir insaninin hayli ilgisini çekmis. Sik sik sayfiye yeri olarak olarak kullanilan Seyfioglu Tabyasi’na gelen çok sayida Kirklarelili, Goran’in yanina hiç eli bos gitmemis.
Åzimdi sözü biraz Goran’a birakalim ve neler anlatacak okuyalim:
Gigil’e erkek bir deve araniyor
“Yolculugumu uzun zamandir devem Gigil ile yapiyorum. (Bu arada Gigil disi.) Onun Çini adindan bir esi vardi ama yillar önce öldü. O zamandan beri Gigil’e bir erkek ariyoruz. Insallah bu konuda bize yardimci olan birilerine rastlarim. Kuzey Afrikayi da gezdim. Fas’a da gittim. Tek amacim yokolmaya yüz tutan Ipek yolu’nu gün yüzüne çikarabilmek.”
Deveci Goran, yurtdisindan gelen insalarin yeni arayislarda oldugunu kaydederek; “Antalya gibi turizmin dejenere oldugu yerlere gitmek insanlari artik sikmaya basladi” diyor.
Kirklareli’yi nasil buldugunu soruyoruz Goran’a. “Çok kültürlü, egitimli, bonkör, dayanismaci, paylasimci insanlarin oldugu güzel bir yer” cevabini verip baska önemli bir mesaji da sözlerine ekliyor:
“Siz Avrupa’dan birsey beklemeyin. Çünkü siz daha Avrupalisiniz.”
Gümrüksüz bir Dünya
Kirklareli’nde de kervansaray yapilma hayalinde oldugunu anlatan Deveci Goran, Seyfioglu Tabyasi’nin oldugu muhiti bu is için biçilmis kaftan olarak gösterdi. Kültür Müdürlügü’nün kendisiyle irtibata geçtigini de açiklayan Goran, “Bizim amacimiz açik ve gümrüksüz bir Dünya. Tipki Cengiz Han’in Dünya’yi görüs açisi gibi yani. Ayrica gümrükler biraz saçma geliyor bana. Biz yakin komsularimizla sürekli düsman miyiz? Sürekli süpheli miyiz” diyerek ön yargilari kirmak gerektigine dikkat çekiyor.
Ön yargilar kirilmali
Dünya’nin bir köy oldugunu anlatan Goran Deveci, ön yargilarin kirilmamasinin büyük kayip oldugunu ifade ederek; “Mesela Dogu Anadolu’da Ege’ye çok farkli gözle bakiyorlar. Elestiriyorlar. Ege’dekiler de oradakilere farkli gözle bakiyor. Onlar için olumsuz düsüncelere sahip. Ancak gidis gelis oldugunda bu yargilar tamamen ortadan kalkiyor” sekline konusarak güzel mesajlar vermeye devam ediyor.
Kervansaray Kirklareli’ye büyük katki saglar
Kirklareli’nin biraz kösede kaldigini anlatan Goran, “Edirne’ye gelip gidenler maalesef saga sola bakmadan geçiyor. Kirklareli muhtesem bir memleket. En önemlisi de muhtesem bir nüfus var” açiklamasinda bulunarak, tarih turizmini Kirklareii’ye getirmenin en güzel yolunun kervansaray projesi oldugunu belirtti. Goran “Çünkü bu tarz yerler artik Dünya’daki milyarderler tarafindan da büyük ilgi görüyor. Bu insanlar alternatif ve organik yasayan kisiler” dedi.
Malzemeleri ve keçisi çalindi
Uzun bir süre Kirklareli’nde konaklamayi düsünen Deveci Goran, burayi çok begendigini ifade ediyor her firsatta. Ancak buna ragmen geçtigimiz günlerde hirsizlarin bozgununa ugradi. Bir keçisi ve alüminyumdan olusan birçok kap kacagi at arabasiyla Tabya’lara gelenler tarafindan çalindi. Biraz sitem ediyor ve “Insallah bir daha olmaz” diyor. Bizler de Türkiye’nin en huzurlu ili olarak anilan Kirklareli’nde emniyet mensuplarimizin bu konuyla yakindan ilgilenerek gerekli tedbirleri alacaklarindan eminiz.
Deveci Goran
Müslüman. 51 yasinda. Evli ve 3 çocuk babasi. 15 yasindan bu yana yollarda. Kendisini ve hedefini “Ben göçebe yasaminin temsilcisiyim. Bu kültürü yillarca inceledim. Insanligin bu kültürle varolduguna eminim. Amacim yörük ve göçebe kültürünü tanitmak. Ayrica hayvanlarimla sorunlu çocuklara terapi uygulamak. Deve bu kültürün temsilcisidir. Insanlarin anlasmazliga düstügü yerde araci hayvan oluyor. Bu nedenle hasta çocuklara develerimle terapi yaptim. Yüzü asik, hayattan umudunu yitirmeye baslayan hasta bir çocugu devemle gezdirdigimde onun büyük bir rahatlama hissettigine sahitlik ettim” diye anlatiyor.
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol