Komsu Kazigi!

Iç Isleri Bakanligimizin aldigi karar ile 'sözde' Ermeni Soykirimi'ni taniyan Bulgaristan'a bagli Belediyeler ile Türk Belediyeler arasindaki iliskiler kesiliyor. Bu karar neticesinde Kirklareli Belediyesi, sözde Ermeni soykirimini kabul eden Belediyeler ile baglarini resmi olarak koparacagini açikladi. Kuskusuz ortaya çikan bu durum ve bizim "hakli" tavrimiz en çok Türkiye ile Bulgaristan arasinda gerçeklestirilen AB sinir ötesi projelerini etkileyecek.

Bu kararin ardindan bence her iki taraf da oturup düsünmeli; "Bundan sonraki adimlarimiz nasil olacak?" diye… Her ne kadar Belediyeler arasinda yasanan bu üzücü durum, daha büyük platformlara siçramayacak gibi görünse de (umariz), her seye ragmen iki ülkenin dostluk iliskilerinin zedelenmemesi yönünde çalismalar yapilabilmelidir.

Yine de insan düsünmeden edemiyor… "Hani aramiz iyiydi… Hani el ele verip önemli projelere imza atacaktik… Hani kafalardaki sinirlar kalkacakti…" diye… Bizler yasadigimiz seyleri unuttuk… Ama onlar siyasi yollardan "çomak" sokmaktan vazgeçemediler… Tarihin sayfalari kimin için açilip kapaniyor bilinmez ama söyle biraz geçmise dönmekte de yarar var. Çünkü komsunun ilk "kazigi" degil bu bizlere…

***

1989'da Türkler'e en büyük zulmü yasatan dönemin Bulgaristan Devlet Baskani Jivkov'un ülkesinde bir tek Türk birakmak istemedigini Gorbaçov'a açik açik söylemis, bu açiklamalar 2003 yilinda hemen hemen tüm basin organlari tarafindan duyurulmustu.(*) Jivkov'un 23 Haziran 1989 tarihinde yaptigi Moskova ziyareti sirasinda dönemin SSCB lideri Mihail Gorbaçov ile yaptigi görüsmenin tutanaklari yayinlandigi dönemde büyük yanki uyandirmisti. Tutanaklara göre, yapilan görüsmede; Jivkov, Gorbaçov'a, Bulgaristan'dan en az 500 bin Türk'ü göçe zorlayacaklarini belirtmisti. Bu görüsmenin ardindan, insanlarimiz göçe zorlanmis, Bulgaristan'da kalmaya direnen Türkler ise insanlik disi baskilara maruz kalmislardi. Hapishanelerde iskenceden tutun da, Türkleri göçe zorlamaya kadar, tarihe "Bulgar zulmü" olarak geçen o dönemler, hatirlamak istemedigimiz günlerdir… TRT'nin tek kanal oldugu o yillarda, haberleri izlerken, ülkemize giris yapan insanlarimizin görüntülerini hala hatirliyor, Türk bayragini öpen ve bayraga gözyaslari damlayan dedelerimizin, ninelerimizin yasadiklari dramlari hiç aklimdan çikaramiyorum hala…

***

Simdi birileri hem "suçlu" hem de "güçlü" olmuyor mu? Neredeyse 20 yil önce yasanan bu hatirlamak istemedigimiz olaylari, gerçekten de unutmak istedik… "Unutur gibi" yaptik… Yaralarimizi sardik… Nefretimizi kalbimize gömdük… Sirf, komsuluk iliskilerimiz zarar ugramasin, her iki ülkenin ekonomisi, turizmi gelissin, kafalardaki "sinir isaretleri" kalksin diye 20 yil boyunca çaba sarf etmedik mi? Sonunda tam iliskilerimiz en iyi düzeye geldi derken, ortaya böyle bir iddia çikiyor!

Kirklareli'nin konum itibariyle oldukça stratejik bir noktada bulundugu bilinen bir gerçek. Özellikle ticari yollarimizin Bulgaristan sinirina dayanmasi, Kirklareli'ni daha degerli kiliyor. Üstelik bu ticari firsatlar, komsu ülkeye de büyük faydalar sagliyor. Ekonomik gücün, ülkeler nezdinde gerçek "güç" olarak nitelendirildigi bir dönemde yasiyoruz… Aslinda onlarin da dostluk iliskilerini kaybetmek gibi bir lüksü yok…

Geçeklere dayanmayan tarihi bilgiler bas taci edilmemeli… En önemlisi de; "ne oldum" degil, "ne olacagim?" demeli…

(*) Kaynak; Ufuk Ötesi dergisi

                                   ferdikurtbayram@gazetetrakya.com

Yorum Yazın

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol