Memleket arayan bir kus

Bu uçmayi yeni ögrenen bir kusun hikâyesidir; Sonsuz yesilligin ortasinda, uçsuz bucaksiz ovalarin uzandigi bir doga kartpostali getirin gözlerinizin önüne… Iste böyle bir yerde basliyor hikayemiz. Annesinin her türlü uyarilarina ragmen dis dünyayi merak ederek bir gün gizlice bu cenneti terk eden ve kendisine bir memleket arayan küçük kus ise hikâyedeki kahramanimiz…

Kanatlarini zar zor çirpmaya çalisan ama çirptikça acemiligini yenerek mavi gökyüzünü mesken tutan küçük kusun görüs alanina bir çiftlik giriyor. Çiftligin çitine konan kahramanimiz, susuzlugunu gidermek için etrafina bakiniyor, belki bir su birikintisine rastlar diye… O esnada kendisini yaklasik 10 metre uzakliktan takip eden gözleri hiç fark etmiyor bile. Elinde sapani ile küçük bir çocuk, lastigi omzuna kadar geriyor ve çakil tasini hizla küçük kusa firlatiyor. Tam gögsüne dogru gelen tasi birkaç salise önce fark etmesine ragmen, tastan kaçamiyor… Aldigi darbe ile az önce aradigi ama bulamadigi, oysa çitin hemen dibinde yer alan su birikintisine düsüyor.

Ironik; Az önce aradigi suyu simdi içecek hali bile yok kusun… Çünkü su anda ölümle mücadele etmek zorunda. Gögsü parçalanmis gibi agriyor… Gözleri etrafi zar zor seçebiliyor. Ancak gördügü kadariyla, az önce onu vuran küçük çocuk gülümseyerek hemen basinin dibinde ona bakiyor. Kus hissediyor, yasayacak…

***

Kendisini bir kafesin içerisinde buluyor… Özgürce uçtugu gökyüzünün hemen önünde parmakliklar var artik. Sadece kendisi degil, ruhu da hapis… Kus her geçen gün disaridaki hayatini daha da çok özlüyor.

Kus, çiftlikte sadece kendisini tasla vuran çocugun küçük erkek kardesini seviyor. Çünkü kafesten elini bir tek o içeriye sokup, küçük kusu oksuyor. Yine bir gün küçük kardes kahramanimizi oksarken, kafesin kapisini açiyor ve elinin daha rahat içeri girmesini sagliyor. Bunu firsat bilen kus ilk önce küçük kardesin elinin üstüne, oradan da kafesin disina çikarak, pencere kenarina konuyor. Ve küçük çocugun saskin bakislari arasinda tekrar mavi gökyüzüne kavusuyor.

Küçük kus mutluluk ve özgürlügün getirdigi muhtesem haz ile soluksuz uçuyor… Bir ormanda soluklanmaya karar veren kahramanimiz, kendisini bekleyen tehlikeden habersiz, ince bir dala konuyor. Yine her sey bir anda gelisiyor; Ilk olarak daha önce sesini hiç duymadigi çok siddetli bir gürültü, hemen ardindan ise basinin üzerinden geçen demir parçalari… Ama o parçalardan bir tanesi sag gözüne saplaninca yine “aci” denen o izdiraba yenik düsüyor. Köpek havlamalari arasinda bilinci bir gidip, bir gelen kahramanimiz bu kez vazgeçmeye niyetli degil… Var gücüyle kanatlarini çirpiyor ve tüfegi ile bir el daha ates eden avcinin saçmalarindan bu kez yara almadan havalaniyor.

***

“Bu insanlarin nesi var?”

Küçük kusun kafasindaki tek düsünce bu… Sonunda yüksek yüksek binalarin gökyüzünü adeta delmeye çalistigi bir sehre geliyor. Ama bu sehrin digerlerinden farkli oldugunu hemen hissediyor. Çünkü asagidan çok degisik sesler yankilaniyor… Insanlar çiglik atiyor…

Ne oldugunu anlayabilmek için biraz daha alçaliyor kahramanimiz… Ve gördükleri karsisinda dehsete düsüyor. Küçük kus bir tankin üzerine konuyor ve olanlari izliyor. Bir kadin ölü çocugunu ellerine almis hiçkira hiçkira agliyor… Her yer asker cesetleri ile dolu… Asker cesetlerinin arasinda gezinen birçok üzgün insan görüyor küçük kus… Hepsi agliyor… Hepsi “aci” çekiyor.

Cesetlerin üzerlerinde gezinen kargalar tarafindan fark edilen küçük kus oradan hizla uzaklasacagi esnada insan cesetleri arasinda bir kus cesedine gözü çarpiyor. “Hayir” diyor küçük kus... “Bu olamaz.” Hizlica annesinin cansiz bedeninin yani basina konuyor… Annesinin cesedi basinda, aglamaya baslayan kahramanimiz, evini terk ettikten sonra onu aramaya çikan, ama insanlarin anlam veremedigi “siddet” eylemlerine yenik düsen annesi için tek gözünden yaslarin süzülmesine izin veriyor. Arkasindan yaklasan karga sürüsünü umursamadan tek bir seyi düsünmeye basliyor tekrar “Bu insanlarin nesi var?”

Sahi, neyimiz var bizim? Daha ne kadar birbirimizi öldürmekten zevk alacagiz?

 

Yorum Yazın

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol