Mustafa İriş; "Eğitimde değişen ne oldu?"

Üç aylık okul tatilinin sona ermesiyle yeni eğitim ve öğretim dönemine yeni bir sistemle giriliyor. Konu ile ilgili bir açıklama yapan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, "Sisteme genel bir bakış yaptığımız da görmekteyiz ki muhteva ile ilgili hiçbir değişikliğe gidilmemiştir. Önceden okutulan derslerin muhtevası olduğu gibi kalmıştır" dedi.
Mustafa İriş açıklamasında şu görüşlere yer verdi; "Mili Eğitim siyasetimize hala batıcılık hâkimdir. AB kıstasları istikametinde batılıların istediği gibi bir nesil yetiştirme hedefinden dönülmemiştir. Batı toplumları ve hedefleri için problem oluşturmayacak bir nesil yetiştirme isteği hala muhafaza edilmektedir. Bunu Hz. Muhammed'in hayatı dersi için hazırlanan programa baktığımız zaman görmekteyiz. Konu başlıklarına bakıldığında bu dersin muhtevasında Peygamberimizin tebliğ ve davet faaliyetleri, İsra ve Miraç, Hicret, Müşrik, Kâfir, Ehli Kitap ve Münafıklarla olan münasebetleri gibi temel konular için bir başlık bulunmamaktadır. Bu program "Ilımlı İslam" anlayışının bir ürünü gibi gözükmektedir.
Bir ülkenin çocukları okullu oldukça, bir ülkede çocuklar zorunlu eğitime tabi tutuldukça, işlenen suç oranı artıyorsa eğitim sisteminin içeriğini bundan ayrı düşünmek aymazlıktır. Zorunlu eğitim süresini ister 4+4+4=12 yıla çıkarın, ister 8+8+8=24 yıla çıkarın eğer bu ülkede çocuklara manevi bir eğitim verilmeyecekse bu tablodaki vahamet katlanarak devam edecektir. Diyorlar ki, "ilk inen vahiy 'oku' diyor". Hayır! İlk inen vahiy "oku" demiyor; ilk inen vahiy "Yaratan Rabbinin adıyla oku" diyor. Okumaya 'Besmele' ile başla diyor. Besmelenin ruhuna uyarak oku diyor. Kendini bil, insanı bil, toplumu bil, çevreyi bil, evreni bil ve Rabbini bil diyor. Eğitim Besmelesiz olunca hem çocuk suçluların sayısı artıyor, hem de Ramazan Bayramı öncesini ve sonrasını kana bulayanların sayısı artıyor.
Bu arada dini eğitim almak isteyenlerin bu arzularını okul yönetimine dilekçe yazarak sağlayabilmeleri yanlış bir uygulamadır. Kendisine, ailesine, ülkesine ve insanlığa faydalı bireyler olarak yetişmesini istediğimiz çocuklarımızın dini eğitim almalarından daha gerekli ve doğal ne olabilir? Ancak ille de dini eğitim almak istemeyen varsa, bir dilekçe ile talepte bulunabilmelidir.
Bilmeliyiz ki biz batılıların bize dayattığı anlayışla geleceğimizin teminatı nesiller yetiştiremeyiz. Muhtevada köklü değişiklikler yapılmadan yeni nesillerin yetiştirilmesinde olumlu sonuç almak mümkün değildir. Batı medeniyeti gerçekte muharref Tevrat ve İncil medeniyetidir.
Bu medeniyet İslam inancına göre bir inkâr ve şirk medeniyetidir. Çıkarcı ve zalimdir. Bu medeniyetin değerleri Salih insan yetiştirmez, zalim insan yetiştirir. Böyle olduğu içindir ki yetişen nesiller cinnet halindedir ve ilk saldırdığı kimse de öğretmenler olmaktadır.
Çocuğun kalbine Allah korkusunu, sevgi ve şefkati koymazsak yeri gelir (Allah korusun) ana baba katili olur, yeri gelir öğretmen katili olur, yeri gelir başbakan ve büyüklerini taşlar. Böyle bir batıya ve değerlerine dayanan hiçbir işten özellikle Talim ve Terbiyeden hayır gelmez."

Yorum Yazın

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol