Ikinci Mesrutiyet’in ilanini (24 Temmuz 1908) büyük bir coskuyla karsilayan dönemin gazetecileri, ertesi gün çok farkli bir gazete dagitti halka… Çünkü kafalarina takilan kilit artik kirilmisti… Sansür memurlarinin kontrol etmedigi ve rahatça yazdiklari haberler, sütunlardaki yerini almisti… Halk da büyük bir keyifle okuyordu artik gazeteleri… Sokaktaki insan eline haber ulastiran basin emekçilerine yogun bir ilgi gösterdi.
24 Temmuz her yil “Basin Bayrami” olarak kutlaniyor… Yil; 2008… Aradan tam 100 yil geçti… Gazete sayfalari renklendi, beyinler de renklendi… Hemen her ulusal gazetenin arka sayfasinda, sag üst kösesinde çiplak veya yari-çiplak bir kadin resmi görebilirsiniz. Yasasin sansürün kaldirilisi! Yasasin teshircilik!
Peki, siz okuyucular, “gerçek” basin emekçilerinin bin bir güçlüklerle yaptiklari haberleri nasil yazdiklarini hiç merak ediyor musunuz? Hangi kosullarda nelerle karsilastiklarini biliyor musunuz? “Edindigimiz bilgilere göre” yazan haberlerde o bilgiler nasil ediniliyor hiç düsündünüz mü? Ve en önemlisi, sizden, hatta bizlerden saklanan gerçeklerin var oldugu veya olmadigi sorusu aklinizi kurcaliyor mu?
***
“Alinan bilgilere göre…” veya “Edindigimiz bilgilere göre…” ibaresi içeren her habere kuskuyla bakilir… “Sikiysa yazsana” demesini bilen okuyucuya, mikrofon uzatildigi zaman ise kaçacak delik arar. Hâlbuki gazeteci bu tavriyla bilgi saklamaz… Isim vermeyerek, bilgi aldigi kisiyi ve kurumu korur. “Aman ismimi yazma” diyen masum bilgi kaynagi artik rahattir. Ayni gazeteci yine gelsin, yine bilgi verir…
Bir düsünün; bu ülkede haber alma özgürlügü var… Bu ülkede sansür yok… Bu ülkede düsünceleri özgürce ifade edebilme hakki var… Ama hala birileri birilerinden korkuyor… Üstelik sadece kendisinden degil, gölgesinden dahi korkuyor…
Tekelci ulusal medya isine geleni yaziyor… Diger taraftan koltugunda rahat durmayan, “bunu da yazmazsam olmaz” diyen kalemler kovuluyor… Öteki taraftan, degistirilen Ihale kanunlari ile yerel basin bir sekilde bitirilme noktasina getiriliyor… Sonra da Basin Bayrami kutlaniyor… Bayram gelmis neyime!!!
Okuyucu olarak gazetenizi alip okumaya basladiginiz zaman, gördügünüz resimlere ve yazilanlara inanmakla mükellefsiniz demektir. Size sunulanin ötesine geçemezsiniz… Bu her kitle iletisim araci için aynidir. Televizyonda haberleri izlerken, sizlere sunulan görüntüleri “gerçek” olarak kabul etmelisiniz. Radyo dinlerken, internette haber okurken, hatta cep telefonlariniza gelen bilgi mesajlarini dahi, hepsini “dogru” olarak benimsersiniz. Eger sizden saklanan bir gerçek varsa, yüzünüzü örten örtüyü kaldirmaya kalkisamazsiniz… Gerçekler artik sadece sizin merak duygunuzu kabartan bir olgu olup çikar, onlari ögrenemezsiniz…
***
Dün “Basin Bayram”iydi. Böylesi günlerde, dünyayi tozpembe gösteren gözlüklerden kurtulmamiz gerektigini düsünüyorum. Basinin ugradigi haksizliklarin da gündeme getirilmesi gerekiyor… O çirkin gözlüklerden kurtulmadikça, gerçekleri de göremeyecegiz… Madalyonun öteki yüzünden korkmamaliyiz artik…
Her seye ragmen, basin camiasinin 24 Temmuz Basin Bayrami kutlu olsun…
Merak ettiklerinizi, ögrenmeniz dilegiyle…
Su kitabi okuyun: “Çekme Ulan Serefsiz!” Yazan: Önder Susoglu. (Polis muhabirlerinin basina gelen traji-komik, ama % 100 “gerçek” hikâyeler.)
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol