Popüler kültürün, önlenemeyen yükselisi

Insani, kisiligi yansitir… Hareketleri, durusu, konulara olan yaklasimi, yasam tarzi ve daha benzeri birçok unsur kisiligin temel unsurlarini olusturuyor. Dünya üzerinde yasamlarini sürdüren milyarlarca insanin, farkli kisilikleri var. Ancak nedense yasadigimiz dönem itibariyle daha da çok birbirimize benzemeye basladigimizi düsünüyorum. Kisilik kavrami adeta “özenti” ile özlesmis ve bir “virüs” gibi herkesin kanina girmis sanki… Iste bunun en büyük sebebi de popüler kültür… Kaynak; Boyali medya… Hedef; Gençler…

Bu ülkenin bir genci olarak endiselerimi sizinle paylasmak istiyorum; Ulusal medyanin ipleri popüler kültüre bagli olunca, iplerin ucundaki bizler de yasam tarzimizi kendi kendimize kurdugumuzu saniyoruz… Televizyonu açtigimiz zaman karsimiza gelen kareler, satin alacagimiz giysiyi, arabayi, yiyecegi, hatta dinleyeceginiz müzik türünü bile belirleyebiliyor. Müzik sadece “ruhun gidasi” degil artik bu devirde… “O sanatçinin giydigi elbiseden bende de var…”, “O’nun kullandigi arabayi aldim…”, “Reklâmlarinda oynadigi çikolatayi çok seviyorum…”

“Özenti”, kiskançligin kardesi gibidir. Kendinize ekol olarak gördügünüz kisinin hayatini yasayinca mutlu oldugunu zannedersiniz… Sonra bir bakmissiniz, kendinize ait özellikler, sizi siz yapan karakteriniz yok olmus, gitmis…

***

Hedefteki kitle; gençler… Yani bu ülkenin gelecegi… Elbette gençlik döneminde atilan her adim bir öncekinden daha “usta” hale gelebiliyor. Ancak geçmiste atilan “acemi” adimlarin insanin önündeki hayati belirleyici nitelik tasimasi “her adimimi acemice atarim, sonra ustalasirim” lüksünü getiremiyor maalesef…

Gençlik döneminde yasanan o hizli hayat, “gençsin, elbette yasayacaksin” düsüncesinin ardina saklansa da, popülerizmin dogurdugu sonuçlar madalyonun öteki yüzünü aci bir sekilde gösteriyor. Siddet içerikli bilgisayar oyunlarindan tutun da, yanlis arkadas seçimlerine, filmlerden TV dizilerine, programlara, kitaplara, dergilere kadar birçok popüler kültür nesnesi, birbirine bagli bir zincirin halkalarini olusturuyorlar. En acisi da, bu zincire sarili insanlar, mutlu olduklarini sanarak hayatlarina devam ediyorlar.

Iste bu kisilik kaybi ve “baskalasma”, ayni kisiye özenen, ayni yasam tarzini benimseyen ve elbette ayni popüler kültürden beslenen kisilerin sokaklarda bir örnek gezmesine sebep oluyor. Disari çiktiginiz zaman etrafiniza bakin… Özellikle genç kitleye… Giyim tarzlarina… Yürüyüslerine… Davranislarina… Bir fark göremeyeceksiniz… Ve ne demek istedigimi, daha iyi anlayacaksiniz…

***

Isterseniz böyle biri yaratabiliriz… Ilk önce kendimize lise çagina yeni gelmis bir genç buluyoruz. Daha sonra bu evrelerden geçmis olan birkaç arkadasini yanina serpistiriyoruz. Popüler kültür siringalari ile beyine empoze edilen bilgilerin ardindan, onu bir giyim magazasina götürüyor, en iyi markalarin, en son model giysileri ile süslüyoruz… Ama giysilerin bedellerini kredi kartina taksitlere bölüyoruz ki, giysinin bir baska modeli çiktigi zaman yine magazaya gelsin, yine harcama yapsin…

Saçlarini da son model yaptiktan sonra, “pop”üler müzik, sinema, kitap ile kurbanimizi iyice yoguruyoruz… Evet… Iste 21. Yüzyil’a ait bir genç, yasamini sürdürmeye hazir hale geldi…

***

“Bütün ümidim, gençliktedir.” (Mustafa Kemal ATATÜRK)   

 

Yorum Yazın

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol