Müzik evrenseldir… Çaglar boyunca kulaga hos gelen her nagme, ruhlari dinlendirdi, insanlari eglendirdi, hatta onlara sebepsiz mutluluklar bahsetti… Zaman geçti, devran döndü… Her sey degistigi gibi, müzikte büyük bir degisim yasadi… Rock, pop, caz, rap daha yüzlerce müzik tarzi insanlarin yasam tarzini etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor.
Zevkler ve renkler tartisilmaz… Birinin nefret ettigi sarkici, baska birinin bas tacidir. Burada iyi veya kötü müzisyenleri tartismanin bir manasi da yok… Önemli olan kaliteli müzikle kaliteli olmayan müzik arasindaki farki bilmektir… Iki saat içerisinde söz yazan ve ona 2-3 gün içerisinde bir beste kotaran sonra da haftalarca "Top 10" listesinde 1 numara olan sarkilar hangileri bilmek ister misiniz? Aslinda biliyorsunuz… O "Büyük sanatçiyim" diyenler iste… Televizyon ekranlarinda her gün kizlarla dans ettigi klibi dönen sarkicilar iste… Havasi sönünce, gündem yaratarak kendi reklâmini yapanlar iste… Magazin programlarindan hiç eksik olmayanlar iste… Iste onlar gerçek sanatçilar (!)
***
Türk müziginin kökeni dogu ezgilerine dayanmaktadir. Türk Sanat Müzigi'ndeki birçok enstrümanda bu tadi bulabilmek mümkündür. Ancak hiçbir sey geçmisten gelerek varligini koruma basarisi gösteremiyor ne yazik ki… Popülerizm'e yenik düsen geçmisteki kültürlerimiz, bugüne sag salim gelemiyor.
Popüler kültürün en büyük silahi modern müzik hayatimiza girdi gireli, müzigin "dinlenebilirlik" unsurunun yani sira türler arasindaki uyumsuzluk ve fark yaratma çabasi da ortaya çikti. 50'li yillarda Amerika'da baslayan "Rock'n Roll" akimi, 70'lerde kendini "isyanin ve devrimin" çigligi dedigi "Rock" müzige birakti. Türkiye de bu akimdan nasibini aldi elbette…
80'ler ise kültür yozlasmasinin en çok yasandigi dönemlerdir. Çünkü attigimiz her adim bir "özenti" niteligi tasiyordu. Giyinisimizden, dinledigimiz müzige kadar her sey bastan asagiya degisti sanki… Türkiye o dönemde dis kaynakli pop müzigi ve arabesk müzigi çok sevdi. Türk Sanat Müzigi ise, artik eskilerin sevdigi bir müzik haline gelmisti…
***
90'li yillara böyle girdik iste… Sonrasi çorap sökügü… Büyük bir pop müzik furyasi geldi… Iki günde çikan sanatçilar, iki günde kayboldular… Unkapani adeta "Çarsamba pazarina" döndü. Böyle sanatçilar hala var… Hatta birçogu söhretini o döneme borçlular…
"Özenti"; bir müzisyenin ve müziginin ne kadar kalitesiz olabileceginin bir göstergesidir aslinda… Bugün Türk müzigi kuskusuz büyük bir kültür yozlasmasi ile karsi karsiya… Popüler müzik çizmesi altinda ezilen gerçek sanatçilarin enstrümanlarindan gelen seslerin hiçbirini duyamiyoruz…
"Fantezi müzik" adi verilen "pop-arabesk müzik" sentezi bugün Türkiye'de en popüler müzik olarak basi çekiyor… Dedigimiz gibi; Iyi müzik, kötü müzik yoktur. Kaliteli, kaliteli olmayan müzik vardir. Her kesime birçok müzik türü hitap ediyor… Seveni var, sevmeyeni var…
Ama oturup, düsünmek lazim… Kaliteli müzik nedir? Hangisidir? Bizlere hazirlanan, önümüze pisirilip konan bu leziz yemekler, hazir yemek mi yoksa bin bir hazirlik ve emeklerle ortaya çikan bir menü mü?
Müzik ruhun gidasidir… Yemek lazim… Ama o ruhlarimiz, güzel bir sarkiya da hasret kaliyor bazen… Ruhlarimiz hos bir tini için, çirpiniyor…
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol